Fetiş laboratuvarında zincirlenip deli gibi anal sikiliyor

Odanın loş ışıkları altında, ikili arasındaki hava zaten kıvranan bir gerilimle doluydu. Kadının gözlerindeki o cesur bakış, adamın içindeki vahşi arzuyu daha da körüklüyordu. Sıradan hiçbir şey istemiyorlardı; sınırları zorlayacak, acı ve zevkin birbirine karıştığı bir oyuna dalacaklardı. Kadın, çırılçıplak bedenini yavaşça yere yatırırken, kalçasını karnına doğru yasladı; adamın eli hemen orada gezinmeye başladı. Amcığını avuçladığında sertleşen yarak neredeyse patlamak üzereydi. Göz kırparken dudaklarından çıkan küçük inlemelerle birlikte amcığını derinlere çekti.

Adam, kadının gergin olan anüsünü hafifçe okşadıktan sonra parmağını dikkatlice sokmaya başladı. Kadının yüzünde acıyla karışık bir haz ifadesi belirdi; istemsizce dişlerini sıkıyordu ama yine de durmuyor, hatta her seferinde daha da derine girmesini istiyordu. Parmaklar ilerledikçe ıslaklık artıyor, aralarındaki sesler odayı dolduruyordu. Sonra adam, kaba kuvvetten vazgeçmeden sert sert dayamaya başladı. Kadının amcığı genişliyor, her kökleyişte içerideki kasları titriyor ve haykırıyordu.

Yarak yukarı aşağı çekilirken bir yandan da sertçe amcığını emiyordu kadın; ağzından köpük köpük salyalar akıyor, yaramazca folloş yapıyordu. Adamın elleri arasında yol bulan vücudu sanki onun malıydı; boynu tutulmuştu ama nefesinin kesildiği yerde bile zevk fısıldıyordu kulağına: “Dayasana… daha sert…” Yavaş yavaş tempo arttı, göbekten kalçaya vurdukça sesleri duvarlarda yankılanmaya başladı.

Birdenbire kadının altından gelen inlemeler çığlığa dönüştü; amcığı içten içe sıkan kaslar gevşemişti ama adam durmadı, tam tersine bütün gücüyle göbeğini bastırdı ve aniden sert kökleme hareketini yaptı. Kadının hevesli sesi boğuklaştı, nefesi kesildi ama istemsizce bedenini ona bıraktı. En sonunda ikisi aynı anda zirveye ulaştılar; adamın yarak ucundan sıcak sıvılar taşarken kadın dizlerinin üstüne çökerek soluyordu ağır ağır.

O an sadece varoluş vardı: acıyla zevkin birbirine geçtiği o karanlık labirentte kaybolmuş iki ruhun vahşi dansı…